Güneşten ve Aydan Önce

Güneşten ve Aydan Önce
Güneşten ve Aydan ÖnceNameGüneşten ve Aydan Önce
Type (Ingame)Görev Eşyası
FamilyBook, Byakuyakoku Koleksiyonu
RarityRaritystrRaritystrRaritystr
DescriptionSıradan insanların okumasının yasak olduğu bir günlük. Eserde dünyanın başlangıcından Dainichi Mikoshi'nin yaratılışına kadar çeşitli masallar ve hikayeler yer alıyor.

Item Story

Göklerin iradesi yeryüzünde nasıl şekil buldu? Dileğimiz de işte bu hikayeyi kayda geçirmek. Gökteki tanrılar, bu yaradılış sizin eseriniz. Bize ilahi bilgeliğinizi bahşedin ki her şeyi kayda geçirebilelim!

"Güvercinler Dalları Getirdiğinde"
Göklerin ebedi hükümdarı geldiğinde, dünya baştan yaratıldı. Derken gerçek efendi, Ezeli Olan ortaya çıktı ve eski dünyanın yüreklere korku salan yedi ejderha hükümdarına karşı savaştı.
Ezeli Olan, kendisinin ışıldayan suretlerini yarattı. Bu suretlerden dört tane vardı.

"Phanes ya da Ezeli Olan Hakkında"
Ezeli Olan'ın Phanes olabileceği söylenir. Onun kanatları ve bir tacı vardı. Bir yumurtadan çıkmıştı ve çift cinsiyetliydi. Dünyanın yaratılabilmesi içinse yumurtanın kabuğu kırılmalıydı. Ezeli Olan Phanes, çıktığı yumurtanın kabuğunu "evreni" ve "dünyanın insanlarını" ayırmak için kullandı.

"Dalların Gelişinden Kırk Yıl Sonra"
Her gelişiyle ateşleri yutan kırk koca kış ve denizleri dalgalandıran kırk koca yazın ardından... Yedi Hükümdar bozguna uğratıldı ve yedi ulus göklere teslim oldu. Ezeli Olan, büyük hükümdarımız "bizim" iyiliğimiz için gökleri ve yeryüzünü yarattı. Yarattığı eserler arasında en düşkün olduğu bizler, yakında bu dünyada belirecektik.

...

"Dalların Gelişinden Dört Yüz Yıl Sonra"
Dağlar ve nehirler yaratıldı, denizler ve okyanuslar isyankarları ve boyun eğmeyenleri kucakladı. Ezeli Olan ve onun suretlerinden biri, gökteki kuşları, karadaki hayvanları ve denizdeki balıkları yarattı. Ayrıca beraberce çiçekleri, çimenleri, ağaçları ve en sonunda gökteki yıldızları, kıyıdaki kumlar kadar sayısız olan insanları, yani atalarımızı yarattılar.
O zaman atalarımız, Ezeli Olan ile bir anlaşma yaptı ve yeni bir çağ başlamış oldu.

"Kapıların Açıldığı Yıl"
Ezeli Olan'ın insanlar için kutsal bir planı vardı. İnsanlar mutlu olduğunda o da keyiflenirdi.

"Kapılar Açıldıktan Bir Yıl Sonra"
İnsan toprağı işledi, ilk hasadını aldı. İnsan yeri kazdı, ilk paha biçilemez cevherleri buldu. İnsan insanla bir araya geldi, ilk şiirleri yazdı.

"En Bereketli Yıl"
Açlık olsa, gökler yiyecek ve yağmur yağdırırdı. Yoksulluk olsa, toprak zenginliklerini gün yüzüne çıkarırdı. Mutsuzluk yayılsa, gökler bizzat seslenirdi.
Tek yasak şey cazibeye teslim olmaktı. Ama o yol çoktan mühürlenmişti.

...

"Cenaze Yılı"
Göğe ikinci bir hükümdar geldi ve dünyanın yaradılışında olduğu gibi savaş yeniden başladı. O gün gökler yıkıldı ve dünya parçalara ayrıldı. O çatışmada atalarımız, yaşadıkları topraklarla birlikte buraya düştü.
Karanlık çağ başladı.

"Karanlığın İlk Yılı"
Yedi Hükümdar'ın halkı okyanusa sığındı ve Derinliklerin Ejdervarisleri de bu bölgeyi yönetti. Böylelikle atalarımız onlarla savaşmaya başladı.
Atalarımız bin fenerin ışığıyla onları gölgelere doğru kovaladı, onlar ise gölgelere saklanıp bizi avlamaya başladılar. Ancak bu topraklara yalnızca karanlık hakimdi, bu yüzden avlanma alanları pek kısıtlı sayılmazdı.
İnsanların duaları ağıtlara dönüştü ama Ezeli Olan ve onun ışıldayan diğer üç sureti de onları duymadı.

"Güneşin Hikayesi"
Karanlık bir mağarada, daha önce güneşi görmemiş bir grup insan yaşardı. Aralarında daha önce güneşi görmüş bir bilge vardı ve insanlara güneşin altındaki hayatı, güneşin kudretini anlattı. Anlamadıklarını görünce de bir meşale yaktı ve insanlar bunun güneş olduğunu düşünerek ateşe tapmaya başladı. Hatta karanlık ve ateşten başka bir şey bulunmayan bu hayata alıştılar.
Bilge ölünce biri ateşe el koydu. Bunu kullanarak toprakların üzerine upuzun bir gölge düşürdü.

"Her Şeyi Unutturan Nilüferin Hikayesi"
Kendisine bakan insanların tüm sorunlarını unutmasını sağlayan bir nilüfer. Bir gemi kaptanı yüzeye çıkmaya çalışırken, bu nilüferlerden yiyen bir grup insanla karşılaştı. Mürettebattan bazıları orada kalmayı seçti. Diğerleriyse nilüferin cazibesine karşı koydu.
Hayat, uçsuz bucaksız bir ızdırap denizidir. Bizlerse eve dönüş yolunu arıyoruz yalnızca.

"Karanlığın Üçüncü Yılı"
Biliyorduk ki bizi terk etmeyen sadece "Zamanın Hükümdarı" idi. An denilen şey oydu. Her an oydu. Bin rüzgarı, güneşi ve ayı ölçen oydu. Neşeli geçen her saniye, öfkeyle geçen her an, özlemle dolu her vakit, takıntılarla geçen her dakika oydu. Hezeyan dolu her an da.
Ona Kairos deriz. Ya da "değişmeyen dünyanın hükümdarı." Onun gizlenen gerçek adını söylemeye hiçbirimiz cüret edemeyiz. Bu yüzden adını yalnızca bir kere ve tersten yazacağım: "Htoratsi."

...

"Körlük Yılı"
Bilge Abrax'ın hikmeti uyandı ve böylelikle ellerinden ışık getiren bir mucize ortaya çıkardı. Atalarımız böylece Abrax'ın liderliğinde Helios'u inşa etmeye başladı.

...

"Gözlerin Açıldığı Yıl ya da Güneş ve Ayın İlk Yılı"
Helios, güneşin ilahi taşıyıcısı sonunda tamamlandı. Beyaz Gece geldi ve Ebedi Gece son buldu.
Güneş ve Ay yılları başlamış oldu.

"Güneş ve Ayın İkinci Yılı"
Atalarımız dönüş yolunu aramaya başladı, oradaki savaş da çoktan bitmiş olmalıydı.
Ama Ezeli Olan ilk hükümdar, atalarımızın eve dönüş yolunu bulmasını engelleyen bir yasak koymuştu.
Bu durumda Ezeli Olan, İkinci Geleni yenmiş olmalıydı.
Abrax, Güneşin Çocuğunun emriyle hapse atıldı.

"Ağacın Hikayesi"
Kralın bahçıvanı ve kraliyet bahçesindeki ağacın ruhu birbirlerine aşıktı. Ama kral, konağının kirişlerini tamir ettirmek istedi ve bu yüzden içinde muazzam bir ruhani güç olan bu ağacın kesilmesine karar verildi. Bu hikayede Kral, Ezeli Olan'ın bu dünyadaki temsiliydi. Bu yüzden bahçıvan, hükümdarlar hükümdarına karşı çıkamazdı. Tek yapabildiği kralın rahibine yalvarmak oldu, ki bu rahip Tokoyo Ookami'nin dünyadaki temsiliydi.
Rahip, bahçıvana acıdı ve ona şöyle söyledi: "Git ve ruh ağacının dallarını kes." Bahçıvan da öyle yaptı ve daha sonra kralın emrine uyarak ruh ağacını tamamen kesti.
Daha sonra rahip şöyle söyledi: "Ruh ağacının dallarını toprağa ek." Bahçıvan itiraz etti: "Ama ruh ağacının büyümesi beş yüz yıl sürer." Rahip cevap verdi: "Tek dileğin sonsuzluk boyunca yankılanacak." Böylece bahçıvan ağacın dallarını arka bahçeye ekti. İncecik dallar bir anda büyüyerek göğe yükseldi ve yeni bir ağaç oldu, ağacın ruhuysa bir öncekinin aynısıydı.
Bunu yapan, "tohumları" o "andan" alıp geçmişe ve geleceğe götüren Zaman Tanrısı'nın ta kendisiydi.

Güneş ve Ayın Onuncu Yılı
Abrax gideli çok oldu. Güneş ve aydan öncesinde olanlar yeteri kadar kayda alındı. Tüm bunları, oldukları gibi yazmaya cesaret edemeseydim, kendime nasıl Tokoyo Ookami'nin katibi diyebilirdim ki?
Bir dakika, zırhların çınlayan sesinin yaklaştığını duyuyorum. Yazmayı bırakmalıyım.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

TopButton